Gönüllü Çalışmalar Ruh Sağlığını Nasıl Etkiler?

Sosyal ilişki ve etkileşimler stres ve depresyona karşı koruyucudur.Kişisel gelişim, kendi olmak, özgürlük, bağımsızlık gibi kavramlara yönelik aşırı vurgu günümüz insanını yalnızlaştırdı. Kendimiz olmak, daha çok yalıtılmak, daha çok yalnızlık, acı, terk edilmişlik olarak karşımıza çıkıyor artık.
İnsanlar onları güçlü yapan sosyal ve ilişkisel kaynaklardan yoksun kaldıkça kaygı bozuklukları, depresyon, madde ve ilaç bağımlılığı gibi sorunları daha çok yaşamaya başladılar. Özgürleşmenin, aşırı bireycilik ve bencillik, boş vermişlik haline gelmesi insanları çok daha kırılgan ve dayanıksız yaptı.

Başkalarının ruhsal hayatımıza katabileceği olumlu değerlerden, önemlilik, aidiyet gibi duygulardan mahrum kalmaya başladık. Mahrumiyet arttıkça; hayatın anlamsızlığı, ümitsizlik, boş vermişlik, değersizlik, mutsuzluk, boşanmalar daha çok arttı. İşe yaramama, önemsizlik, boş vermişlik girdabında depresyonun kucağına çekildik. Sadece kendi varlığı için uğraşan başkaca hedefi olmayan insanlara dönüştük.

Yaşamda başkalarından daha mutlu olan insanlara yönelik çalışmalar, sistemli biçimde; böyle insanların başkalarıyla yakın, dengeli duygusal ilişkiler içinde ve insan topluluklarıyla iç içe durumda olduklarına işaret etmektedir. 

Sık sık depresif durumlara eşlik eden boşluk, hiçlik duygularına karşı en etkili yöntemin, maddi çıkar gerektirmeyen bir amaç için, gönüllü olarak, kendimizden ve zamanımızdan diğer insanlara vermek olduğunu göstermektedir. Gönüllü çalışmaları, sosyal dayanışma, yardım gibi etkinlikler bize; bağlanmışlık, önemlilik yaşatır. Daha az kaygılı ve daha az depresif olmanın yolunu açabilmektedir.

American Journal of Cardiology de yayınlanan bir çalışma; bir grup yaşlı ve yoksul insan üzerinde yapılır. Başkaları için gönüllü çalışmaları yürütenler arasındaki ölüm oranı; sağlık durumları aynı ama gönüllü, sosyal çalışma yapmayan insanlarınkinden % 60 daha düşük olduğu bulundu.

Gönüllü çalışmalarının; kan basıncını ve kolesterolü düşürmekten, hatta sigarayı bırakmaktan daha iyi bir koruyucu olabileceği iddia edilmektedir.

(Science dergisi 24 Social Realitionsships and Health)

İntihar ile ilgili araştırmalarda da, sosyal bağlantıların zayıf olduğu, aile ilişkilerinin güven verici ve destekleyici olmadığı, yalnız, kendine dönük yaşayanların, “kendi toplulukları ile yeterince bütünleşememiş”(Durkheim) kişilerin, psikiyatrik bozukluklara, madde bağımlılığına ve intihara daha çok yöneldikleri ortaya çıkmaktadır.

İnsanlığın kültürel birikimi olan ahlak ve dini motiflerde de sürekli olarak, toplum yararına çalışma, fedakarlık, gönüllülük, karşılıksız verme, kendini adama gibi ritüel öneriler ve talepler belki boşuna değildir.

Yaşlı bakımevlerinde, kimsesiz çocuklarla, evsizlerle, sokak hayvanlarıyla, kronik hastalığı bulunanlarla, sağlık, eğitim ve öğretime destek verici gönüllü çalışmaları insanlara; kendini işe yarar, önemli ve değerli hissettirmektedir. İnsanlık ailesinin bir üyesi olarak aidiyet ve bağlanmışlık duygularımızı tatmin edebilmektedir.

Bilgisayarla yapılan çalışmalarda da; bedenin, kalbin uyum yapmasında, başkalarına karşı yumuşaklık ve minnettarlık hislerinin önemli olduğu gözlemlenmiştir.

Çevremizdeki insanlarla olumlu ve güçlü bağlar kurmak, ihtiyaç sahipleri ile karşılıksız dayanışma ve gönüllülük çalışmalarında bulunmak kendimizi stresin, depresyon ve kaygı bozukluklarının derin girdabından koruma da işe yarayabilir.

Bazen insanın kendi varoluşuna yönelik motivasyonu yeterli olmadığında, kendisi için önemli diğerlerine yönelik sevgisi, zorluklara dayanacak gücü verebilir.

 

depresyon istanbul, depresyon terapi bakırköy, ruh sağlığı bakırköy, kaygı bozukluğu istanbul,stres ve depresyondan nasıl kurtulurum, kaygıdan nasıl korunum

Bu sitede yer alan tüm yazılı ve görsel materyaller www.elikapsikoloji.com sitesine ve site sahibi Meryem Gül Eren aittir. copyright © 2015 - 2019 - Sayaç : 5481
Bu sitede yer alan yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için kullanılamaz.