Romantizm ve Duygular

Yakın ve romantik ilişkilerde duygusal paylaşım, etkileşim içinde olmak, kişilerin birbirlerinin arzu ve gereksinimlerini tanıyarak tatmin etmeye çalışmasına olanak verir. Yakın ilişkilerde bile, bazı insanlar, ihtiyaç ve arzularını sonsuza dek ya da önemli bir rahatsızlık ortaya çıkana kadar bastırma eğilimindedir.

 Bu tür insanlar konuşmanın, kendini ifade etmenin gereksiz olduğuna inanırlar. Çoğu kere ilişkide çatışma yaşanmasından çekinirler. Olayların, sözlerin, ilişkideki olumlu ya da olumsuzlukların yarattığı etkileri görmezden gelerek yaşamaya çalışırlar. Kendi duygularını içsel olarak fark etse bile, çabucak bir tarafa bırakıverirler. Yaşadıklarının duygusal etkilerine karşı kayıtsız kalırlar. Duygusal yaşamlarına kulak vermezler.

Karşı tarafın ne hissedeceğine yönelik algıları açık olabilir. Eşin üzülmemesi, incinmemesi adına kendilerine yüklenirler. İlişkilerde bu nedenle de aşırı sorumluluk üstlenme, uzunca bir süre kendilerine yüklenme eğilimindedirler. İlişkilerinde, kendilerinde ciddi bir takım sorunlar baş gösterene kadar devam edebilirler.

Kendi duygu ve isteklerini bastırma eğiliminde olan insanlar, sevildiklerinden emin olmak gereksinimi içindedirler. Sevilmek ve sevgiyi, ilişkideki kabul ve onayı devam ettirebilmek adına gerçek duygu ve hislerini karşı tarafa açmazlar. Kapalı kutu gibidirler.

Konuşmadan, duygularını belli etmeden kaçınarak sorun ve sıkıntıların üzerini örtmeye, tozlanmaya bırakırlar. Bu biçimde bir savunma zamanla kişinin içsel ve dışsal bütünlüğünü bozmaya, kendini ortaya koymasını engellemeye başlar. Kişi duygularını ifade etmekten kaçınmaya devam ettiğinde, zamanla hem kendine yabancılaşır. Hem de ilişkideki varlığı belirsizleşir. Duygusal ihtiyaçları karşılanamaz. Yalnızlık, çaresizlik gibi duyguları, umutsuzluğu beraberinde getirerek depresyonu tetikleyebilir.

Özellikle de, romantik ilişkilerde; ifade edilemeyen duygular zamanla içte birikir. İçsel duvarlar haline gelir. Bastırılan, dışa vurulamayan duygular, iç dünyada sıkışma, daralma, boğulmaya bazen de olduğundan çok daha fazla bir şiddetle ortaya konmasına neden olabilir. Yakın ilişkilerden kaçınma, yalnızlaşma, içe kapanma, suçlama biçiminde olabilir.

Bedenden ve yaşananlardan kaynaklı heyecanlar bastırıldığında; bedensel şikayetlerde artış ortaya çıkmaktadır. Suçlayıcılığı, öfkeyi, kızgınlığı çok fazla yaşayan birinin yüksek tansiyon, kalp damar hastalıklarına yakalanma olasılığı yapılan araştırmalara göre yükselmektedir. Duygularını içe atan birinin sindirim, dolaşım ve solunum sistemi sorunları yaşaması mümkündür. Bazen de, cinsel isteksizlik, soğukluk, baş ağrısı, mide bulantısı gibi yakınmalarda artış görülebilir. Kısacası, bastırılan duygular bastırıldıkları yerde kalmazlar. Mutlaka bir şekilde, bilince çıkmaya çalışırlar. Bu yollar tıkalı olduğunda ise; beden aracılığı ile kendilerini dışa vururlar.

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki; yaşanılan duyguların fark edilerek ifade edilmesi, duygusal yükün boşaltılmasını, bağışıklık sistemi dahil olmak üzere sağlıkta, ilişkilerde iyilik ve memnuniyet halini artırmaktadır.

Duygularımız bedenimizden, canlı olmaktan kaynaklıdır. Duygular neyin yolunda gittiği, neyin yolunda gitmediği hakkında bize önemli sinyaller verirler. Bizi yönlendirirler. Bizim için neyin iyi, neyin kötü olabileceğini hatırlatırlar. Eğer duygulara kulak verilirse, kendimiz ve ilişkimiz için işe yarar ipuçları bulabiliriz. Duygular bize daha iyiyi araştırmak için güç verebilir. Kötü olandan uzaklaşmamıza yardım edebilir.

Yaşanılan duygular her ne ise; onları kabul etmeyi, uygun biçimde ifade etmeyi, kendimizi ilişkiye açık tutmayı sağlar. Yakın, güvenli ve tatminkar ilişkilerin önünü açar.

 

Bu sitede yer alan tüm yazılı ve görsel materyaller www.elikapsikoloji.com sitesine ve site sahibi Meryem Gül Eren aittir. copyright © 2015 - 2019 - Sayaç : 5529
Bu sitede yer alan yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için kullanılamaz.